88. Akademi Ödüllerinin ardından…

88. Akademi Ödüllerinin ardından…

Aylardır beklenen88. Akademi ödülleridün akşamDolby Theatersahnesindeki görkemli törenle sahiplerini buldu. Bu sene gerçekten birbirine çok yakın kalitede adaylar, sonuçlar hakkındaki tahminlerde kesin kazanacakları işaret etmeye imkan vermedi. Bu çekişme, uzun zaman sonra ilk defaOscarheykelciğini kucaklayacakların bu kadar fazla merak ve ilgi odağı olmasını sağladı.

Fazla uzatmadan, gelin hep beraber sonuçlara göz atalım.

En iyi film dalında ödülüSpotlightaldı. Nacizane fikrime göre özellikle yakın tarihli olan törenler göz önüne alındığındaAkademi ödülleri jürisi genelde, siyasi ve ahlaki mesajlar veren filmlerin aday olduğu dönemlerde oyunu global olarak dikkati çekmek istediğiproblemlere parmak basan filmlerden yana oyunu kullanıyor.12 Years a Slave‘de veHurt Locker‘da özellikle bunu gördük. Bu örneklerin aksine, bu film konuyu çok iyi işlediği için ödülün haksız olduğunu sanmıyorum. Adaylar arasında Amerikan propagandasını net hissedebildiğiniz en az 3 film varken, Spotlight çok daha akılcı bir seçim.

En iyi yönetmenAlejandro Gonzalez Innarituoldu. Diğer adayları ve aday oldukları filmlerin yönetimine göz atma şansınız olduysa, bu ödülün zaten hiç tartışmaya açık olmadığını farkedersiniz.

Erkek oyuncu adayları bu sene herkesin farklı tahminde bulunacağı şekilde eşit güçte idi.Eddie Redmayneçok zor ve çok gösterişli bir rolün altından başarıyla kalktı,Bryan Cranstonbildiğiniz döktürdü. Fakat dengede bir seçimi bozmayacak tek seçenek olanLeonardo Di Caprio, Oscar’ı evine götüren isim oldu. Bana kalırsa zamanları geldiğinde hem Redmayne, hem Cranston onur ödülüne kadar yükselecek kalitede isimler. O yüzden hiç üzülecek birşey yok.

En iyi kadın oyuncu ödülünü almayı başaranBrie Larson, zaten yıllar önce daha herhangi bir filmde başrol almamış haliyle bileJay Leno‘nun tv programına çıkacak kadar kendisinden büyük şeyler beklenen biryetenek olduğunu kanıtlamıştı. Filmler ne kadar iyi filmler olsa da oyunculuk açısındanCharlotte RamplingveCate Blachettgibi tapılası isimler, Larson’un yanında bu sene için zayıf kaldılar.

En iyi yardımcı erkek oyuncu dalında ödülü alanMark Rylance‘ın performansına diyecek bir şey yok. Fakat açıkçası benim tahminlerimdeMark RuffaloveChristian Bale‘in ardından üçüncü sırayı almıştı. Tiyatro kökenli Mark Rylance bu performansı sayesinde dikkatini çektiğiChristpoher Nolan‘ın gelecek yıl gösterime girmesi planlananDunkirkfilminde rol alacak.

En iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü yine hiç tartışmıyorum bile.Alicia Vikanderrolüyle göz doldurdu ve ödülü haketti. HattaKate Winslet‘in adaylığına bile mana veremediğimi söyleyebilirim. AklımaSteve Jobsismini illa dünya çapında bir olayda zikredip beyinlere sokmak isteyen Amerikalılar geliyor. Komplo teorilerine ne meraklıyım değil mi?

En iyi özgün senaryo alanındaki favorim animasyon filmiInside Outidi. Ama Spotlight’a gitmesi çok da fazla sürpriz olmadı, çünkü soğuk savaşın tekrar ısıtılan kan davasından veya insanlığın varlığını robotlar karşısında sorgulatmasındanpek de özgün hikayeler çıkmaz.

En iyi uyarlama senaryo dalındaki ödül için yorum yapmak, bence sadece hikayelerin orjinallerini de kitaplarından okuyup karşılaştırabilecek eleştirmenlerin işidir. Bu bağlamda kazananThe Big Short‘u sadece tebrik ediyorum.

En iyi animasyon filmi uzak araInside Out‘tur. Bir ödül ancak bu kadar nettir.

En iyi yabancı dilde film ödülü, biraz da üzülerek Macaristan yapımıSon of Saul’a gitti. Diğer adayın Türk yapımıMustangolmasıylaödüle bu kadar yüksek şansla ortak olduğumuzdan dolayı, kaptırdığımız için içimiz buruldu belki. Yalnız, Son of Saul Nazi toplama kampında yaşanan bir dram gibi güçlü bir konuyu ele almasından ve gerçekten çok iyi yansıtılmasından ötürü ödülü haketmedi değil.

En iyi belgesel dalında ödülüAmyaldı.Asif Kapadia, biyografik belgesel tarzında hatırı sayılır bir isim haline gelmek üzere ve benim de seyrettiğim kadarıylaAmy Winehouse‘un son zamanlarını son derece etkilibir şekilde seyirciye aktarmış.

En iyi film müziğininEnnio Morriconegibi bu işe hayatını koymuş büyük bir ustaya gitmesine kimsenin itirazı olmaz. Yıldız savaşlarının müziğinin, serisinin eski filmlerindeki eserlerin çok gölgesinde kalması ve yeni orijinal şeylerin ortaya çıkmaması, sonucu onun aleyhine çevirdi.Carol‘un müzikleri ise bir süre sonra insanı feci bayıyor. Benim içinThe Hateful Eight‘e en kuvvetli rakip tansiyonu hep yukarıda tutan müzikleri ileSicarioidi.

Mad Max: Fury Road‘u gösteriminden hemen sonra seyretme fırsatı bulan biri olarak, aldığı 6 ödülü de çok hakettiğini düşünüyorum. Hakkında yazmış olduğum üzere çok özenilmiş ve çok dikkatlice çekilmiş bir film. Kendinizi o ortamda hissettiriyor. Bana kalsaEx Machina‘nın kazandığı en iyi görsel efekt ödülünü de götürebilirdi.

Star Warsserisinin yeni filmi hakkında çok konuşuldu. Söyleyince tepki alıyoruz ama ortada şöyle bir gerçek var.JJ Abramsgişeye çalışan bir yönetmendir ve Bugs Bunny çizgi filmlerindeki gibi kafasına üçüncü kattan bir piyano düşmedikçe hayatı boyunca böyle anılacaktır. Serinin devamını onun elinden alıp başka yönetmene teslim etmeleri boşuna değildir. Lütfen fanatizmi bir kenara bırakınız(Düşünün ki bunu 1980 yılından beri serinin en büyük destekçilerinden ve hayranlarından biri olan ben söylüyorum. Dost acı söyler).

Artık heyecanımızı bir sonraki seneye taşıyacak yeni güzel yapımlara kucak açalım. 2016 yılı, özellikle çok iddialı devam filmleri, bilim kurgu yapımları ve büyük bütçeli gösterişli filmler ile sinema tarihinde belki de çok özel bir yer alacak. Ben de size elimden geldiğince bilgi aktarmaya devam edeceğim.

Sevgiler

Gökhan DEMİRCİ