Der Untergang

Der Untergang

TÜR: SAVAŞ

2. dünya savaşının son yıllarında yaşananlar hakkında çok fazla dokümanter film yapılmış, belgeseller çekilmiştir. Yine de hiç biri olayların belli bakış açısını izleyen ticari sinema eserleri kadar başarılı olamıyor. İnsanlar gerçek olayları anlatan filmlerin bile kurgusal olanlarını seçiyor. Duygusal olmamızla alakalı olsa gerek.

Adolf Hitler‘in son günlerini aktaran bu filmin yönetmeni, Oliver Hirschbiegel. Daha ilk sinema filmi olan Das Experiment ile dikkati çeken isim, Hollywood’a transferiyle beraber enteresan bir uzaylı istilası filmi olan The Invasion ve Prenses Diana‘yı konu alan Diana filmlerini yönetti. Senaristi ve yapımcısı ise Almanya’nın en çok uluslararası sinema ödülüne aday gösterilen isimlerinin başında gelen Bernd Eichinger.

Oyuncular arasında dikkat çeken isimler, Daniel Brühl‘den sonra son dönem Alman sinemasının en takdir ettiğim aktörü Bruno Ganz, bu filmden sonra ControlThe Reader ve Rush filmlerinde izleme fırsatı bulduğumuz Alexandra Maria Lara, Hitler’in propaganda subayı Goebbels gibi iddialı bir rolün altından başarı ile kalkan Ulrich Matthes ve Hollywood’a geçişi ile birlikte The PianistKing KongAvengers gibi çok önemli yapımlarda önemli roller alan karizmatik oyuncu Thomas Kretschmann.

Adolf Hitler’in son günlerini yaşadığı savaş sığınağında özel sekreteri olan Traudl Junge, gençliğinde führerine olan hayranlığının artık hayal kırıklığı ve utancını yaşamaktadır. Tüm olaylar onun gözünden aktarılır. Hitler’e karşı birleşen devletlerin güçleri, Berlin’e dayanmış ve Nazilere karşı son hareketlerini yapmaktadırlar. Her ne kadar kendisini efsaneleştirecek bir savunma ile karşısındakilere bir ders vermek istese de, en yakınındaki üst dereceli subaylardan bile fire vermiş, düşman ile anlaşmalarına engel olamamıştır. Çöküş, hiç ummadığı kadar yakındır.

2004 yapımı film, takibeden Oscar ödüllerinde en iyi yabancı film kategorisinde adaydı. Oyuncuların performansının, bir çok kişinin olaylara bakış açısını değiştirebilecek kadar güçlü olduğu şeklinde olumlu eleştirilerin paralelinde, eleştirmenlerden çok yüksek puanlar toplamayı başardı. O dönemi yansıtan filmler arasında herkes tarafından örnek olarak gösterilir. Bir çok ülkede siyasi sahnede, parodileri, dublajları ve esinlenilmiş animasyonlarının kullanılması ile ne kadar yaygın ve kabul edilmiş bir sinema eseri olduğunu kanıtlamıştır. 

Özetle, bu dünya kimseye kalmaz…

Gökhan DEMİRCİ

 

8.3
91%