Enemy at the Gates

Enemy at the Gates

TÜR: SAVAŞ

Bu film hakkında yazmak için siteye “muhakkak seyretmiş olmanız gereken filmler” kategorisi açmayı bile düşündüm. Enemy at the Gates, sinema anlatımının en can alıcı örneklerini içinde barındıran, başından sonuna ilgiyle ve duygulanarak seyredeceğiniz bir yapım.

Filmin yönetmeni Jean-Jacques Annaud, 80-90’lı yıllarda sinema salonlarını dolduran şanslı izleyicilerin The BearThe Lover ve The Name of the Rose gibi birbirinden müthiş roman uyarlamalarını seyretme imkanı buldukları az ve öz iş yapmış bir yönetmen. Bu film de yine, 1973 basımı William Craig‘in Enemy at the Gates: Battle for Stalingrad romanından ismini almış ve Sovyet keskin nişancısı Vasily Zaytsev‘in hikayelerinden esinlenerek yapılmış.

Oyuncu kadrosunda son dönem İngiliz oyuncuları arasında parmakla gösterilen Jude Law, ağabeyi Ralph Fiennes ile kariyer yarıştıran, Shakespeare in Love‘ın başarılı oyuncusu Joseph FiennesMumya serisi ile tanınan duru güzelliği ile sinemaseverlerin kalbini çalan Rachel Weisz, gangster rolleri için akla ilk gelen isimlerden Bob Hoskins, sinema koleksiyonu yapanların en önemli filmleri arasında saymakla bitiremeyeceğiniz kadar yapımda yer almış usta oyuncu Ed Harris ve iri yarı sert görünümü ile oynadığı filmlere inanılmaz bir hava katan, Hellboy‘u canlandıran Ron Perlman.

1942 yılında kıtalarına doğru genişlemekte olan Almanları artık bir sınırda durdurmak isteyen Ruslar, son kale olarak belirledikleri Stalingrad’ı kaybetmemek için var güçleri ile savaşmaktadır. Bir çoban olarak köyde büyüyen Vasily Zaytsev, yazıldığı orduda bir işe yaramak istemekte ve kıt imkanlar dahilinde eline bir silah geçmesi için her yolu denemektedir. Fırsatını bulduğu anda, bir haberleşme subayının hayatını da kurtararak babasından öğrendiği nişancılık yeteneklerini konuşturur. Bundan sonra yakın dostu olan subay onu, Alman ordusunun moralini bozmak için efsane bir ölüm makinesi olarak tanıtacak bir kampanya başlatır. Bu dostluk aynı kıza aşık olduklarında derinden sınanacaktır. Bir çok önemli subayının hayatını Zaytsev’in namlusunun ucunda kaybeden Almanlar, cevap olarak kendi keskin nişancılarını sahaya sürer ve savaşın kaderi bu iki adamın ellerinde şekillenir.

Savaşın atmosferini çok iyi yakalayan film, içindeki aşk hikayesinin gereksiz sunumundan dolayı eleştirildi. James Horner‘ın etkili müzikleri eşliğinde, Enemy at the Gates savaşın acımasız resmini müthiş çizmiş. İsteyen savaş filmi, isteyen aşk filmi olarak seyretsin. Ne açıdan bakarsanız bakın, bence eksikseniz tamamlayın…

Gökhan DEMİRCİ

 

7.6
54%