The Revenant

The Revenant

TÜR: MACERA

İtiraf etmek lazım. Herkes Star Wars‘a o kadar odaklandı ki, bir çok kişi geriden gelen artçı şokların farkına bile varamadı. Dünya basınına bakarsanız son üç ay içinde ivmelenerek inanılmaz bir merak yaratan, beklentileri uçuran başka bir filmimiz var bu hafta. The Revenant (Diriliş) , Oscar ödülleri arifesinde ortaya çıkarak, “tam zamanında tam yerinde” anlayışının en dikkat çekici temsilcisi oldu.

Amores Perros21 Grams ve Birdman filmlerinin yönetmeni Alejandro Gonzalez Innaritu, filmin senaryosunu Mark L. Smith ile beraber Michael Punke‘ın The Revenant: A Novel of Revenge isimli kitabından uyarlayarak yazmış ve aynı zamanda yönetmen koltuğuna da kendi oturmuş. Gerçek bir olaydan alıntılanan hikaye daha evvelden 1971 yılında Man in the Wilderness ismiyle beyazperdeye aktarılmış ve başrolünde efsane aktör Richard Harris oynamış. O yapımın bu etkileyici hikayeyi yeterince etkileyici aktarmamış olmasından yola çıkarak, bu sefer intikam odaklı bir macera filmi olarak yeniden tasarlanmış görünüyor.

The Revenant’ın başrol oyuncuları artık bebek yüzlü oyuncu olarak başladığı kariyerini cilalamak için yüksek karizma rollerde bolca gözüken Leonardo Di Caprio ve son yıllarda bir çok sinemaseverin gözdesi haline gelmiş olan Tom Hardy. İki oyuncu da son yer aldıkları filmlerde oldukları gibi çok iyi performans sergiliyor ve bu konuda ödülleri hak ediyorlar. Diğer rollerde ise The Maze Runner ve The Chronicles of Narnia serisinin üçüncü filminden anımsayacağımız Will Poulter ve ayrıca usta aktör Brendan Gleeson‘un oğlu olan, Harry PotterTrue Grit filmlerinde izlediğimiz, son olarak da Star Wars: The Force Awakens‘da First Order generali Hux rolünde rastladığımız Domhnall Gleeson var.

Filmimizin konusu, 1820’li yıllarda geçen gerçek bir olayı takip ediyor. Efsane bir kaşif olan kürk hayvanları avcısı Hugh Glass, ani bir kızılderili saldırısından kaçan bir grup asker ve avcının içinde tecrübesi sayesinde mutlak ölümden kurtulmuştur. Bu tecrübesi, asıl bir boz ayı ile karşılaşıp ciddi şekilde yaralandığında onu hayatta tutan en önemli şey haline gelir. Bir yandan hayatta kalma mücadelesi, bir yandan da onu yaralı halde yalnız bırakan ekibine karşı büyüyen intikam duygusu onu yüz yıldan fazla bir süre boyunca kulaktan kulağa anlatılacak bir maceraya sürükler.

12 dalda Oscar adayı olan film, Leonardo Di Caprio’ya artık defalarca kıyısından dönüp büyük hasret duyduğu ödülü nihayet kazandırdı. Meksika asıllı Innaritu ise bir önceki yıl çektiği Birdman’in peşinden en iyi yönetmen Oscarını iki yıl peş peşe kazanarak dikkate değer bir başarı elde etmiş oldu. Filmin ayrıca en önemli dallarda 3 Altın Küre’si var.

İyi seyirler.

Gökhan DEMİRCİ

 

8.3
82%