Sicario

Sicario

TÜR: MACERA

Merhaba,

Bugün, yakın zamanda izlediğim ve elime geçer geçmez derhal izlemediğime pişman olduğum bir film hakkında yazmak istiyorum. Sicario kelime olarak, filmin başında kısaca bahsedildiği üzere, Romalıların işgali altındaki Kudüs’te fanatik bir Yahudi grubu olan Sicarii‘ye dayanıyor. Kalabalık yerlerde pelerin ve altında sakladıkları bıçakla Roma askerleri ve yandaşlarına saldırıp öldüren, hemen peşinden kalabalığa karışıp izi bulunamayan bir suikastçi birliği. Meksika ve Güney Amerika’da bu kelime buna paralel olarak tetikçi manasında kullanılıyormuş. Seyredince zaten film için seçilmiş en iyi başlık olduğunu kabul edeceksiniz.

Yönetmen Denis Villeneuve, ülkesi Kanada’nın akademi ödülü olarak kabul edilenGenie ödülünü 3 defa kazanmış bir isim. Filmin senaryosu ise Taylor Sheridan‘a ait.

Önemli oyuncular, çok yetenekli bulduğum isimlerden oluşan bir kadro. The Devil Wears Prada‘daki yan rolü ile dikkat çekmeye başlayan ve Tom Cruise ile Edge of Tomorrow‘da beraber oynama şansı bulabilmiş Emily Blunt, Latin Amerikan efsane Benicio del Toro, yıllar geçtikçe sinemadaki karizmatik adam imajını perçinleyen Josh BrolinAlias dizisinden beri severek izlediğim, en son DC evrenine Dr. Martin Stein olarak dahil olan Victor Garber ve Burn Notice ile Fargo dizilerinden tanıyacağınız Jeffrey Donovan.

Kate Macer, prensip sahibi, işi her zaman kuralına uygun yapmaya çalışan bir FBI ajanıdır. Korkunç bir durumla karşılaştıkları bir uyuşturucu baskınında, az sayıda sağ kalandan biridir. Azmi ve konu hakkında bildikleri sayesinde, devletin gizli operasyonlarını yürüten karanlık bir ajandaya sahip uzman grup tarafından göreve çağrılır. Kate baskında olanların intikamını almaya meyillidir, fakat yeni takım arkadaşları uluslararası hukuk kurallarını ve etik sınırları hiçe sayan bir saldırı gücünün mensuplarıdır. Nereye düştüğünü anladığında ise, artık çoktan yapılmış planları durdurabilmek için çok geçtir.

Lionsgate tarafından dağıtılan Sicario, Cannes Film Festivalinde yarışan filmlerden biri idi. 3 dalda da Oscar adaylığı var. Bu adaylıklardan biri film müziği dalında. Daha önce The Theory of Everything filminde çalışmış olan İzlandalı elektronik müzik üstadı Johann JohannssonSandra Bullock‘lu filmindeki gerilim sahnelerinde son derece etkili olmuş kalp atışını hızlandıran sesler ve minimalist melodiler kullanmış.

Film biraz Amerika’nın dünyada düzeni korumak için her şeyi yapmaya hakkı olabileceği konusunda yandaş edinmeye çalışıyor gibi görünüyor. Farklı perspektiften bakarsanız da işler değişebiliyor. Tür ile ilgilenenlere gözüm kapalı tavsiye ederim.

Sevgiler.

Gökhan DEMİRCİ

 

7.7
93%