Televizyonlar ve yeni nesil ekranlarda görüntüler

Televizyonlar ve yeni nesil ekranlarda görüntüler

Merhaba sinema ve teknoloji severler,

Bu hafta televizyon ekranı teknolojilerinden bahsederken sıklıkla karşılaştığımız temel terim ve kavramlara göz atacağız.

Televizyon icad edildiği günden beri durmadan gelişerek yaygınlaşması durdurulamaz bir günlük eşya haline geldi. Her türlü ekran, televizyonun yayılması sayesinde evimiz dışındaki yaşam alanlarında ve iş dünyasında farklı uygulamalarda yer alma fırsatı buldu. Sinemanın ilk ve önemli bir toplu gösterim aracı olan projeksiyon sistemleri her ne kadar evler için uyarlanmaya çalışılsalar da, teknolojilerinin bir çok alanda kısıtlı kalması ve çok büyük boyutlu televizyonların hayata geçmesi ile yeterince kabul görmediler.

Diyelim ki büyük bir teknoloji marketine girdiniz, basketbol sahası kadar bir alanda envai çeşit televizyon, ekranlarında parlak görüntülerle boy gösteriyor. O andan itibaren yaşananları gerçek yüzleriyle beraber ortaya koyalım. Neye baktığınız, ne amaçla baktığınız ve en önemlisi alım yapmaktaki kararınızın gerçek bir ihtiyaçtan mı yoksa lükse kaçıp refah seviyenizi artırmak için mi hareket ettiğiniz önemli.

Dede ve babalarımızın kullandığı, yapısı itibarı ile radyasyon yaydığı için çok fazla yakınlaşılması önerilmeyen tüplü televizyon teknolojileri artık bu marketlerde yer almıyor. Önünde renklerin ve şekillerin oluştuğu şeffaf tabakayı arkadan ışıkların aydınlattığı likit kristal ekranlar (LCD) birkaç yıl önce yerlerini ışık kaynaklarının optimize edilerek sürekli bir arka aydınlatmadan kurtulunması sayesinde daha cüzdan dostu davranan ışık yayan diyotlu (LED) televizyonlara bıraktılar. Bir sonraki basamak kabul edilen ve cep telefonlarından sonra televizyonlarda da uygulamalarına başlanan organik led (OLED) ekranlar ise arka ışık ledleri yerine çok ince film transistörlerini kullanır. Hem daha parlak görüntü sağlar, hem ışık ve rengi aynı anda işleyerek daha hızlı tepki verir, hem de kullanılan malzeme sayesinde daha da düşük enerjiye ihtiyaç duyar. Henüz TV’lerde büyük ekranlarda yeni kullanılmaya başlandığı için OLED pahalı bir teknolojidir.

Samsung ve LG firmalarının başlattığı akım ile kavisli ekranlar görüyoruz. Sinematik etkiyi artırmak için sizi saran görüntü havasını veren bu kavisli ekranlar (Curved TV)aslında bizim televizyon alırken daha ciddi plan yapmamızı gerektiriyor. Birçok kişinin TV alırken dikkat etmediği optimizasyon kuralları vardır. Ekran boyutunu kafanıza ya da bütçenize göre seçmeniz, sizin gerçek bir sinema keyfi yaşamanızdan feragat etmenize sebep olabilir. Odanın boyutları, tv ile izleme koltuğu arasındaki mesafe, güneş ve avize ışığının odaya ne taraftan nasıl dağıldığı çok önemli konulardır. Eğer kavisli ekranın odak noktasından daha uzakta duruyorsanız, bu ekranın gerçek nimetinden faydalanamıyorsunuz demektir. Çünkü görüntü sizi gerçek anlamda sarmalamaz. Uzunlamasına büyük salonlarda, televizyonun özel olarak izleme koltuğuna değil de geniş bir alana, mesela 8 metre uzaktaki yemek masasına da fayda sağlaması için yerleştirildiği ortamlarda kavisli televizyon satın alınması gereksizdir.

Teknoloji marketlerinde duvarlara inci gibi sırayla dizilmiş ekranlar arasında seçim yapmak istediniz. Bazı ekranlardaki görüntü bariz daha iyi gibi gözüküyor. Ekranın daha iyi olduğuna hemen karar vermeden önce bilmeniz gereken bazı şeyler var. Her televizyon görüntü ayar özelliklerine sahiptir. Tam olarak kötü niyetle olmasa da, size televizyonları uygun fiyatlarla rakiplerinden daha ucuz şekilde ulaştırmak isteyen mağazalar, ürün sorumluları ve müdürlerinin yetkisi dahilinde üretici firmalarla anlaşma yaparak depolarına belirledikleri modellerden bol miktarda alırlar. Eninde sonunda bu stokları bitirmek zorundadırlar ve bunun için o modelleri görüntü ayarlarını kullanarak gözünüze daha hoş gösterecek sunumlar yapabilirler. Trendlere ve genel kullanıcı taleplerine uygun hareket etmek istediğinizde, bu durum sizin için bir sorun oluşturmaz. Aldığınız ürün elbette kalitesiz değildir. Fakat gelişmiş zevklere ve özel taleplere sahipseniz, o zaman kendi değerlendirmelerinize güvenecek kadar konuya hakim olmanız gerekir.

Micro-dimming, bir led alt teknolojisidir. Plazma televizyonlar, son zamanlarında hala bazı lcd ve led televizyonlara karşı tercih ediliyorlardı. Çünkü bu tercihi yapan kullanıcılar, görüntünün parlaklığından ziyade, siyah tonların daha başarılı olduğu, koyu renklerin koyu kaldığı kontrast oranlarını önemsiyorlardı. LCD ve LED televizyonlar, aydınlatma tekniklerinin bir handikapını yaşıyorlar, yansıyan iç ışıklandırma yüzünden ekranın hiç bir yerini tamamen koyu tonda gösteremiyorlardı. Micro dimming, bu handikapı ortadan kaldırmayı hedefledi. Pro ve ultimate diye üst seviyeleri de olan bu teknoloji, lokal aydınlatma yaparak koyu ve siyah kalması gereken görüntü bölgelerindeki ışığı minimum seviyeye indiriyor.

Ekran yüzeylerindeki teknolojiler bir yana, neredeyse bilgisayarlar kadar komplike cihazlar haline gelmiş televizyonlarda kullanılan anakart ve çipler, görüntüyü algılama şeklimize müdahale edebilecek bir dizi gizli işlemler uyguluyorlar. Farklı markalarda farklı isimlerle ortaya çıkan bu algoritmalar (Motion Clarity Index, Perfect Motion Rate, Clear Motion Rate, X-Reality), bir çok açıdan insan gözünü kandırmaya meyilli sistemleri tanımlar. Örneğin, yayın size saniyede belli bir kare miktarında iletilir. Bu algoritmalar, araya hesaplanmış ek görüntüler koyarak daha akışkan bir görüntü elde eder. Sonuçta  televizyona ulaşan yayının kalitesi daha da artırılır. Görüntü daha az titrer ve daha gerçek hayata yakınlaştırılmış hissi verir. Sesin de sanal surround efektleri ile ortamda yayılmış gibi duyulması sağlanıp filmlerde daha dramatik etkiler yaratılması, aynı hedefe yöneliktir.

Görüntüyü sizin gözünüze daha sağlıklı ileten teknoloji panel teknolojisidir. Eğer bir ürünün müthiş özellikleri karşısında fiyatının garip bir şekilde uygun olduğunu düşünüyorsanız, yüksek olasılıkla daha çok sunum teknolojilerine yer vermiş ama uygun fiyatlı panel kullanmış demektir. Çok hızlı çip ve anakarta sahip bir ürünün görüntü panel frekansının düşük olması, siz farketmeseniz de göz sağlığınız açısından uzun seyretmelerde olumsuz etki yapar.

Full HD, 4K ve 3 boyutlu görüntü üzerine daha önce yazmıştım. Bu teknolojiler anca uygun içeriğe erişebiliyorsanız işinize yarayacaktır. Sayısal yüksek çözünürlüklü yayınlardan birine abone değilseniz, kuvvetli bir medya oynatıcı, Blu-ray player, bilgisayar gibi kaynaklara bağlanmıyorsanız hiç birinin manası yok. Kaç yıldır sadece 16:9 uzunluğundaki yassı ekran tvler satılıyor olmasına rağmen, Türkiye’de hala eski 4:3 oranında görüntü ile yayın yapan tv kanalı var. Siz tv’nize ne kadar yatırım yaparsanız yapın, yayıncı kuruluşlar radikal kararlarla bu sistemlere geçmez ise aldığınız televizyon gereksiz özelliklere sahip olmuş oluyor. Kişisel önerim yüksek çözünürlükte ciddi bütçeyle alınmış bir televizyonu, yeni jenerasyon bir sinema sistemi, bilgisayar tabanlı medya oynatıcı gibi şeyler bağlayarak kullanmanızdır.

TV’lerdeki bağlantılar, yan teknolojiler ve akıllı işletim sistemleri ile ilgili yazımı haftaya sizlerle paylaşacağım.

Mutlu olacağınız ve başınıza bela almaktan çok, keyfinizi artırmayı başarabildiğiniz seçimler yapmanız dileğiyle.

Sevgiler.

Gökhan DEMİRCİ